Kalp krizinde tanı yöntemleri Kalp krizi geçiren hastalara pek çok tanısal testler veya birtakım işlemler yapıldığını duymuşsunuzdur. Bu testlerin neler olduğunu, doktorların hangi amaçla bunlara başvurduğunu temel düzeyde de olsa bilirseniz kendinizi daha güvende hissedeceğinizi, size yapılan işlemler konusunda hekiminizin açıklamalarını daha kolaylıkla anlayabileceğinizi düşündüğümüz için size bu bilgileri açıklayarak aktarmayı uygun gördük. |
|
|
Aşağıda yer alan kan testleri ve diğer tanı yöntemleri sayesinde doktorunuz:
belirler. |
![]() |
Bu tanı yöntemleri girişimsel ve girişimsel olmayan yöntemler olarak ayrılırlar. Tıp dilinde genel olarak girişimsel yöntemler, invaziv yöntemler olarak da bilinir. Bir yöntemin girişimsel olması, yöntemin uygulanması sırasında hastanın vücuduna dışarıdan herhangi bir alet yerleştirilmesi ya da sıvı vs. verilmesi, anlamına gelir. Girişimsel yöntemler çok çeşitlidir, hem tanı hem de tedavi amaçlı kullanılırlar. Örneğin basit bir kan testi için damardan kan alma işlemi veya vücuttaki bir boşluğa tüp veya cihaz yerleştirilmesi bir girişimsel yöntem olduğu gibi, açık kalp ameliyatları gibi büyük cerrahi işlemler de girişimsel yöntemler arasında yer alır. Girişimsel tanı yöntemleri: Kan testleri ve diğer girişimsel tanı yöntemleri Kan testleri: Hastanın kalp krizi geçirdiğini doğrulayan ve krizin kalp kasında oluşturduğu hasarın yaygınlığını, gelecekte hastanın ne kadar risk altında olduğunu, koroner arter hastalığının derecesini gösteren ve en uygun tedavi şeklini belirlemeye yardımcı olan bazı testlerdir. Enzimler: Kalp krizinin erken evresinde, genellikle göğüs ağrısı ile kişi ilk acil servise başvurduğunda istenen, erken evrede olayın bir kalp krizi olup olmadığını doğrulayan testlerdir, bunlara kalp hasarı göstergeleri ya da kalp enzimleri denir. Bu enzimler normalde, ağırlıklı olarak kalp kası hücrelerinin içinde bulunurlar, eğer kişi kalp krizi geçiriyorsa, bu sırada oksijensizlik nedeniyle beslenemeyip hasar gören kalp kası hücrelerinden kana geçerler. Kalp kası hasarının tanısında en sık kullanılan enzim testlerinin başında kreatin kinaz gelir, enzimin İngilizce adının ilk harflerinden dolayı kısaca CK olarak bilinir. Bu enzimin özellikle kalp kasına özgü olan bir bölümü CK-MB olarak bilinir, kalp krizi geçirmekte olan kişinin kanında, kalp krizinin en önemli belirtisi olan göğüs ağrısının (oksijen eksikliğine bağlı iskemik ağrı) başlamasından sonraki ilk 6 saat içinde kişinin kanında, normale göre belirgin derecede artar, olayın 18. saatinde en yüksek düzeyine ulaşır ve 24-36 saat içinde tekrar normal bir kişideki düzeyine iner. Ancak kişi büyük bir kriz geçirmiş ya da kriz erken dönemde farkedilip tedaviye geçilmemiş ise, enzimin normale dönüşü 36 saatten geç olabilir. Troponinler: Kalp krizinin doğrulanmasında kullanılan diğer kan testleri arasında, yine kalp kası hücrelerinde bulunan proteinler olan troponinler çok önemlidir. Troponinlerin farklı çeşitleri vardır, bunlardan özellikle troponin T (cTnT) ve troponin I (cTnI) normal bir kişinin kanında çok düşük düzeylerde bulunurken, göğüs ağrısının başlamasından sonraki ilk 4-6 saat içinde kişinin kanında, normale göre belirgin derecede artar, olayın 10-24. saatinde en yüksek düzeyine ulaşır ve yüksekliği 10-14 gün sürer. Kalp kasında CK-MB testi ile saptanamayacak kadar küçük hasarların (bunlara mikroinfarktlar denir) saptanmasına olanak sağlayan çok hassas kan testleridir. Trigliseridler: Vücutta yapılan ya da gıdalarla dışarıdan alınan vücut yağlarındandır. Şişmanlık, aşırı hareketsizlik, sigara, özellikle aşırı alkol almak ve pilav, makarna, ekmek, hamur işleri, tatlılar gibi karbonhidratlı gıdaların aşırı tüketilmesi (günlük toplam kalorinin %60 veya daha fazlasının karbonhidrat olması) kanda trigliserid düzeyinin normalden yüksek olmasına yol açar. Bu durum, damar sertliği için bir risk faktörü oluşturur. Sıklıkla buna kanda kolesterol yüksekliğinin de eşlik ettiği görülür. Kalp hastalığı olan pek çok kişide ve özellikle şeker hastalarında, vücutta trigliserid yapımının aşırı artması sonucu, kan trigliserid düzeyi yüksek bulunur. Kan testleri dışındaki diğer girişimsel tanı yöntemleri Transözofajiyal (yemek borusu yolu ile) ekokardiyografi Miyokard Perfüzyon Sintigrafisi (Talyum testi)
Egzersiz stresi ile talyum testi Kalp kateterizasyonu ve anjiyografi Elektrofizyolojik Testler Elektrofizyolojik testler olarak bilinen bu tanı yöntemi ile kasık ve / veya boyundan damar içine yerleştirilen ince kılıflardan geçirilerek kalbe ulaştırılan elektrod kateter denilen ince teller yardımıyla kalbin içinden doğrudan alınan elektrik sinyalleri, gelişmiş bilgisayarlar aracılığı ile değerlendirilerek normalden sapmalar araştırılır. Bu sayede kalbin ana merkez uyarı sisteminin iyi çalışıp çalışmadığı ve uyarıları ileten sistemin işlevini güvenle görüp görmediği anlaşılabilir. Çoğu kez hızlı atma şeklinde çarpıntı (taşikardi) yakınması olan hastalarda, hastanın yakınma nedeni olan hızlı atışlar özel yöntemlerle kalbin içine yerleştirilen bu tellerden (çalışmanın amacına ve ritim bozukluğunun türüne göre 2-4 adet) verilen uyarılarla oluşturularak meydana geliş nedenleri araştırılır. Tanısal amaçla yapılan elektrofizyolojik testler 30-60 dakika kadar sürer. Eğer tedavi edici bir girişim gerekirse bu 1-4 saat kadar sürebilecek bir işlemdir. Elektrofizyolojik testlerle elde edilen veriler başka bir tanı yöntemi (örneğin EKG) ile sağlanamaz. Çoğu kez diğer tanı yöntemleri yetersiz kaldığı zaman uygulanır. Girişimsel olmayan tanı yöntemleri
Elektrokardiyografi (EKG)
Egzersiz stres testi, (eforlu EKG)
Normal EKG tekniği ile saptanamayan aritmilerin tanısında Ambulatuar EKG İzlemine başvurulur. Bu yöntemde, kalp ritmi, hastaya takılan holter adı verilen portatif bir cihaz ile 24 saat takip edilip kaydedilir. Tansiyon holteri ise hastaların tansiyonunun 24 saat boyunca, gün içinde, gerçek hayat koşulları altında gösterdiği dalgalanmayı ve uyku sırasındaki tansiyon değerlerini kaydeder. Ekokardyiografi (eko) bir ultrasonografi yöntemidir, ses dalgaları aracılığı ile kalbin yapısı ve hareketlerinin görüntülü olarak incelenmesini sağlar. Aynı zamanda kalp genişliğinin ne kadar olduğu, kalp kasının kalınlığı konusunda da bilgi verir. Ekokardiyografi işlemi sırasında kullanılan ve monitöre (ekran) bağlı mikrofon benzeri bir gönderici kalbe insan kulağının duyamayacağı yükseklikteki ses dalgalarını gönderir. Bu dalgalar ekranda kalbin bir görüntüsünü oluşturur. Bu görüntü kalbin ve kalp kapaklarının durumu ve işleyişi hakkında doktora görsel bir bilgi verir. Güvenli ve acısız bir uygulamadır. Kalbin direkt grafisi Bilgisayarlı tomografi, X-ışınları kullanılarak vücudun incelenen bölgesinin kesitsel görüntüsünü oluşturmaya yönelik radyolojik teşhis yöntemidir. Bilgisayarlı tomografide normal röngen filmlerinde görülmeyen yumuşak doku detayları görülebilmektedir. İnceleme sırasında hasta bilgisayarlı tomografi cihazının masasında hareket etmeksizin yatar. Cihaz bir bilgisayara bağlıdır. X-ışını kaynağı incelenecek hasta etrafında 360 derecelik bir dönüş hareketi gerçekleştirirken, oyuk boyunca dizilmiş dedektörler tarafından x-ışını demetinin vücudu geçen kısmı saptanarak elde edilen veriler bir bilgisayar tarafından işlenir. Sonuçta dokuların birbiri ardı sıra kesitsel görüntüleri oluşturulur. Oluşturulan görüntüler bilgisayar ekranından izlenebilir. Ayrıca görüntüler filme aktarılabileceği gibi gerektiğinde tekrar bilgisayar ekranına getirmek üzere optik diskte depolanabilir.
Pozitron Emisyon Tomografisi (PET) Kalp krizi sonrası kalp kasında doku hasarı oluşabilir ve hasarlı dokuda metabolik aktivite yavaşlar. PET, kalp kasında oluşan ve metabolizmanın azaldığı bu hasarlı bölgeyi güvenilir bir şekilde göstermektedir. Özellikle baypas uygulanması düşünülen hastalarda bu durum önem taşımaktadır. Kalp kasında belirgin harabiyet saptanan hastalar baypas ameliyatından yeterli yarar görmemektedir. PET / BT: PET tetkiki sonrasında vücudun bilgisayarlı tomografik tetkiki yapılarak yine üç boyutlu olarak görüntüler elde edilir. PET incelemesinde anormal olarak izlenen bölgenin tomografik görüntüde vücuttaki hangi organ veya yapıya ait olduğu belirlenir. |
|