Cerrahi olmayan tedavi yöntemleri

Fibrinolitik tedavi (trombolitik tedavi):
Kalp krizi geçiren hastalara kalbi besleyen damar içerisinde oluşan ve damarı tıkayan pıhtıyı eritmek amacıyla uygulanan bir tedavi şeklidir.

Fibrinolitik tedavi ile pıhtının eritilerek kalp damarlarındaki akımın tekrardan sağlanması, erken ve geç dönemde hastaya önemli faydalar sağlamaktadır. Özellikle kalp krizi şikayetlerinin başlamasından bu tedavinin uygulanmasına kadar geçen sürenin olabildiğince kısaltılması, kalp krizi tedavisinin en önemli amacını oluşturmaktadır. Zamanında uygulanan fibrinolitik tedavi ile kalp krizinden ölüm riski %30 ila 50 oranında azaltılabilmektedir. Genelde kalp krizini izleyen ilk 3 saat içinde pıhtı eritici tedaviye başlanması önerilir. Bu tedavinin yapılamaması ya da başarısız olması halinde koroner anjiyoplasti ve koroner arter baypas cerrahisi ile kalp kasına gelen kan miktarının artırılması hedeflenir.

Perkutan Koroner Girişimler (Koroner Balon Anjiyoplasti ve Stent Tedavisi):
Ameliyatsız, ciltten bir damar yoluyla girilerek koroner damarları açmada kullanılan balon anjiyoplasti-stent ve diğer işlemlere “perkutan koroner girişim” (PKG) denir. Koroner kalp hastalarının yaklaşık 1/3’ü PKG ile tedavi edilir.  

Balon Anjiyoplasti:
Koroner balon anjiyoplasti, koroner anjiyografi sonucunda hastalıklı damarına balon uygulaması kararı alınan hastalara, aynı seansta işleme devam ederek veya daha sonraki bir seansta daralmış veya tıkalı damarı açmak için yapılan tedavi girişimidir. Balon dilatasyon (balonla genişletme) işlemi kardiyak kateterizasyon laboratuvarında, anjiyografi işleminde kullanılan kateterlere (ince uzun, yumuşak plastik tüpler) benzer yapıda olan ve bu işlem için tasarlanmış kateterler kullanılarak yapılır.

Anjiyoplasti işleminin ilk bölümü koroner anjiyografiye benzer. Lokal anestezi altında, hasta  uyanıkken, damar içerisindeki darlık bölgesinde özel tasarlanmış balonun kontrollü olarak şişirilmesi ile darlıklar giderilir. Balon şişirilince, plakları arter duvarına doğru iter. Balon çıkarıldıktan sonra tıkalı bölgeden tekrar kan akımı sağlanmış olur. İşlem genellikle 1 saatten daha kısa sürer ve uzun süreli ilaç verilmesi gerekmeyen hasta genellikle ertesi gün taburcu edilir.

Koroner Stent
Balon tedavisinde karşılaşılan bazı zorlukları gidermek ve açılan damarda daha iyi bir kan akımı sağlamak için koroner stentler geliştirilmiş ve 90’lı yıllardan itibaren yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Koroner Stent (çelik tel kafes), koroner damarlarında balon tedavisi ile yeterli açıklık sağlanamayan ve / veya balon işlemi sonrasında damar içinde yırtılma meydana gelen hastalarda bu sorunları giderme amacıyla kullanılan bir yöntemdir. Stent balon üzerine yerleştirilir ve damar içinde balon şişirildiği zaman, damar iç duvarına monte edilmiş olur. Daralmış bölgenin uzunluğuna göre bir veya daha fazla stent gerekebilir. Haftalar içinde bu stentlerin üzeri endotel tabakası ile kaplanır ve stent damar duvarında yaşam boyu kalır. Yıllar içinde teknolojik olarak daha iyi kalitede stentlerin yapılması ile bu girişim baypas ameliyatı gereksinimini bir miktar azaltmıştır. Balon ve stent uygulamasında başarı oranı %65-99 arasındadır. Altı aylık süreç içinde %20-30 olasılıkla tekrar daralma (restenoz) olabilmektedir. Yeni kullanıma giren ilaç kaplı stentlerde bu olasılık %8-15 arasına inmiştir. Stent içinde daralma olması durumunda tekrar balon veya stent uygulanabilmektedir.

Stent takma işlemi sonrası hasta koroner yoğun bakım ünitesine alınabilir. Hastanede kalma süresi genelde 1-2 gündür. İşlem yapıldıktan sonraki ilk 6 -12 saat boyunca işlem yapılan bacağın düz tutulması çok önemlidir.
Bu işlem sonunda koroner kan akımı büyük oranda artar, göğüs ağrısı (anjina) azalır, hastanın fiziksel aktivite kapasitesi artar ve yeni bir kalp krizi geçirme riski azalır.

Diğer Cerrahi Olmayan Girişimler

Damardaki darlık bölgesinin kıvrımlı, düzensiz cidarlı, uzun, kireçli, pürüzlü yapıda olması ve balon veya stent ile yeterli açıklığın sağlanamadığı ya da sağlanamayacağı durumlarda kullanılabilecek başka girişim çeşitleri de vardır. Bunlar: Darlığı yakarak açan lazer; çok yüksek devirle dönerek ucundaki küçük top üzerine yerleştirilmiş kristal çıkıntılarla darlığı açan rotablatör; darlıktaki pürüzlü yapıları keserek temizleyen aterektomi’dir.

Cerrahi Yöntemler

Koroner  baypas ameliyatı:
Koroner kalp hastalıklarında en yaygın kullanılan koroner revaskülarizasyon tekniğidir. Revaskülarizasyon, kalbe kan akımının yeniden sağlanması anlamına gelir. Bu amaçla, kalbi besleyen damarlardaki daralmanın tedavisi amacıyla, kalpten çıkan ana atardamar (aort) ve kalbin kendi damarlarındaki (koroner arterler) daralmanın ilerisine uzanan damar köprüleri oluşturma işlemidir. Çoğunlukla bir açık kalp ameliyatı gerektirir; yani insan kalbi ve akciğerleri tamamen durdurularak kalbin üzerinde daha rahat çalışma olanağı sağlanır ve bu esnada beyin ve diğer organların kan ve oksijen ihtiyacı vücut dışında bulunan bir yapay 'kalp-akciğer' makinesi sayesinde karşılanır.

Baypas ameliyatında kullanılan damarlar, bacak toplar damarı (safen ven), göğüs ön duvarını besleyen atardamar (internal mamarian arter, IMA) veya kol atardamarı (radyal arter) olabilir. Bunların seçimi hastadan hastaya değişkenlik gösterir. Genelde atardamarların (IMA ve radyal arter) uzun dönemde açık kalma şansı toplardamarlara (safen ven) oranla daha yüksektir.

Bazı hastalarda baypas ameliyatı kalp durdurulmadan da yapılabilir.(çalışan kalpte baypas ameliyatı). Bu işlemin avantajı hastaya yapılan göğüs kafesi kesisinin daha kısa olması, ameliyat süresinin daha az olması ve yapay kalp-akciğer makinesine ihtiyaç duyulmamasıdır.

Transmiyokardiyal Revaskülarizasyon (Lazer yöntemi):
Sol meme altından bir kesi ile genel anestezi altında kalbe ulaşılır. Lazerle kalbin dışına bir dizi küçük delik açılarak 20 ila 40 adet 1 mm lazer delikleri oluşturulur. Lazer deliklerinden oluşan küçük kanamalar 1-2 dakika sonra durur. Birçok hastada lazer, baypas cerrahisi ile birlikte yapılır, bu nedenle baypas için ön göğüs kemiği açılır. Bu ameliyat, koroner baypas ameliyatına bir alternatif değildir. Kullanım alanı çok dardır:  Baypas veya anjiyoplasti için uygun olmayan ağır hastalara yapılır.

Kalp kapağı ameliyatları:
Kalp içinde bulunan ve kanın kalp içindeki akış yönünü belirlemede görev alan kapaklar, toplam 4 tanedir. Zamanla ve çeşitli sebeplerden dolayı (doğuştan kalp romatizması, kireçlenme veya kapak iltihabı) görevini yapamaz hale gelir. Kapaklarda daralmalar veya yetersizlikler ortaya çıkar. En sıklıkla 'arıza gösteren' kapaklar, aort ve mitral kapak adı verilen kapaklardır. Bu durumda bozulmuş olan kapaklar çıkarılır ve yerine 'yapay kalp kapağı' takılır. Bu işlem de, baypas ameliyatında olduğu gibi bir açık kalp ameliyatı gerektirir.

Yapay kapak olarak, mekanik kapak veya biyolojik kapak seçenekleri vardır. Mekanik kapaklar çok daha dayanıklıdır, ancak ömür boyu kan sulandırıcı ilaç kullanımı gerektirir. Biyolojik kapaklar ise daha kısa ömürlüdür ancak kan sulandırıcı ilaç  kullanımı gerektirmez.

Bazı özel durumlarda 'arızalı kapak' değiştirmek yerine kapak tamir edilmeye çalışılır. Bazen bu tamir oldukça zor bir teknik gerektirebilir, ancak kalbin kasılma performansı açısından ve kan sulandırıcı ilaç  gerektirmediğinden dolayı yapay kapaklara göre daha fazla tercih edilir.

Kalp nakli:
Geri dönüşümü olmayan bir şekilde işlevini kaybetmiş kalbin çıkarılıp yerine insandan alınan ve sağlıklı çalışan diğer bir kalbin takılmasıdır. Çalışan kalp organ bağışı ile sağlanır. Uygun seçilmiş hastalarda iyi sonuç verdiği kanıtlanmış bir ameliyat tekniğidir.